Bak, şu hayatın koşturmacasında bir sürü pahalı terapi yöntemi duyuyoruz. Ama asıl çözüm, evinizin yakınından kalkan, şoförünün “arkaya doğru alalım abi” diye seslendiği o demir kutu da gizli. Evet, minibüs.
Düşünsene, binersin. Bir “nereye gidiyor bu?” paniğiyle kapıya yapışırsın zaten. İlk terapi seansı başlar: Karar verme stresi. Şoför abiyle göz göze gelir, “Mecidiyeköy’e gidiyor mu?” diye sorarsın. O da zaten genelde “İnerken sorarsın kardeşim” tarzı bir cevapla ruh halini bir üst boyuta taşır. Hiçbir şeyden emin olamamak, hayatı akışına bırakmak… Budur işte.
Sonra o küçük boşluğa 45 kişi nasıl sığışıyoruz mucizesi. Birinin kolu diğerinin sırtında, çantan bir başkasının bacağına değiyor. Fiziksel temas! Modern dünyada parayla aldığın o “sarılma terapisi”nin bin katı. İnsan sıcaklığını hissedersin. Bazen ter kokusunu da hissedersin ama olsun, gerçekçi olalım.
Ve şoför… O aslında bizim kolektif bilinçaltımızın yansımasıdır. Bir yandan kırmızı yanarken gaza basar, diğer yandan simidini yer, aynı anda telefonla konuşur ve kasadaki para üstünü hesaplar. Onda, hepimizin içindeki “ben her şeyi aynı anda yapabilirim” çılgınlığını görürüz. Ve bazen kornaya basıp anlık öfkesini çıkarır. İçimizdeki sesi o dışarı verir. Rahatlatıcı değil mi?
Bir de minibüs içi diyaloglar var. Teyze şoföre “Oğlum pazar oradan döner miyiz?” diye sorar. Arkadan bir amca “Dönmez kızım, şeridi ters” diye atılır. Üçüncü bir yolcu “Yoo döner, ben dün döndüm” diye ekler. Anında, yeri göğü bilmeyen insanlardan oluşmuş bir danışma kurulu kurulur. Sosyalleşmenin, iletişimin en saf hali.
Para üstü hesapları… Kasa en öndeyken sen en arkadasındır. Parayı arkadan öne, üstünü de önden arkaya bir insan zinciriyle iletirsin. O an herkes aynı takımın parçasıdır. Kimse kimseyi tanımaz ama güven ve iş birliği içindedir. İnsanın içini ısıtan bir şey.
İniş için “müsait biyerde!” deme cesareti ise ayrı bir terapi seansıdır. Sesin ya çıkmaz ya da cılız çıkar. Sonra daha güçlü söylersin. Kendini ifade etme, sınırlarını koyma egzersizidir bu. Ve o “müsait biyer!” dediğinde, minibüs senin için durur. Küçük bir zafer.
Kısacası, minibüs kaotik, gürültülü, bazen rahatsız edici bir yerdir. Ama aynı zamanda gerçektir. İnsanı olduğu gibi kabul eder. Seni yalnız hissettirmez. Orada, o an, o karmaşanın içinde herkes aynı gemidedir. İnişte attığın o rahatlama nefesi bile terapi seansının sona erdiğini gösterir.
Ödeyeceğin 20-30 lira, tüm bu duygusal yolculuğun bedelidir. Çok mu uygun? Bence evet.
Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Sen Ol.