Sultanahmet Meydanı (Antik Hipodrom), Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan süreçte sadece şehrin idari merkezi değil, aynı zamanda halk inanışlarında şehri felaketlerden koruduğuna inanılan devasa anıtların da sergi alanıydı. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme eserinde “tılsımlı nişanlar” olarak adlandırdığı bu taşlar, efsanelerin ötesinde, antik dünyanın lojistik ve askeri güç gösterileridir.
İşte o meydanda yan yana duran üç anıtın saf gerçekleri, kitabeleri ve saklanan belgeleri.
1. Dikilitaş (Theodosius Obeliski): Mısır’dan Getirilen Dev Kütle
Meydandaki en eski anıt olan Dikilitaş, aslında İstanbul için yapılmadı. Milattan önce 15. yüzyılda Mısır Firavunu III. Thutmose tarafından Mezopotamya zaferlerinin anısına Karnak Tapınağı’nın önüne dikilmişti.

Üzerindeki Hiyerogliflerde Ne Yazıyor?
Prof. Dr. Semavi Eyice’nin TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki kayıtlarına göre, taşın dört cephesinde firavunu öven şu hiyeroglifler yer alır:
“Yukarı ve Aşağı Mısır’ın hükümdarı III. Thutmose, babası Amon için bu anıtı dikti… O, sınırlarını Mezopotamya’ya kadar genişleten, denizleri aşan güçlü bir hükümdardır.”
Nasıl Getirildi ve Dikildi?
Milattan sonra 390 yılında İmparator I. Theodosius, bu yaklaşık 200 tonluk tek parça pembe graniti gemilerle İstanbul’a getirtti. Taşın altındaki mermer kaidede yer alan Latince ve Grekçe kitabeler, o dönem yaşanan lojistik savaşı şöyle belgeler:
“Zamanla harap olan bu taşı 30 günde dikmeyi başardı İmparator Theodosius. Proclus da bu işe memur edildi.”

Evliya Çelebi ise bu taşı seyahatnamesinde “Tılsım-ı Evvel” (Birinci Tılsım) olarak kaydeder ve şehri veba gibi salgın hastalıklardan koruduğuna inanıldığını aktarır.
2. Yılanlı Sütun: Eritilmiş Pers Ordusunun Silahları
Meydanın ortasındaki burmalı bronz sütun, dünya askeri tarihinin en sıra dışı ganimetlerinden biridir. Bu anıt bir maden ocağından çıkmadı; milattan önce 479 yılında Platea Savaşı’nda imha edilen Pers Ordusu’nun geride bıraktığı silahların eritilmesiyle dövüldü.

Yunan şehir devletleri kazandıkları zaferin anısına, topladıkları bronz kalkan, kılıç ve miğferleri dev kazanlarda eriterek birbirine sarılmış üç yılan figürlü bu sütunu yaptılar. Gövdesine savaşa katılan 31 şehrin ismi kazındı ve Delfi’deki Apollo Tapınağı’na dikildi. İmparator Konstantin, m.s. 330’da yeni başkentini süslemek için bu zafer kupasını İstanbul’a getirtti.
1700 Gecesi Yaşanan Hırsızlık Vakası
Evliya Çelebi bu sütunu şehri akrep ve yılanlardan koruyan bir tılsım olarak anlatsa da, anıtın üç yılan kafasının kopması tamamen resmi bir suç vakasıdır.
Saray tarihçisi Silahtar Fındıklılı Mehmet Ağa, bizzat kaleme aldığı Nusretnâme kroniğinde (Cilt 1, Sayfa 44), Receb 1112 (Ekim 1700) tarihinde bir gece vakti yılanların üç başının birden boyunlarından kırılarak çalındığını yazar. Dönemin Polonya elçisi Raphael Leszczynski’nin diplomatik raporları da elçilik heyetindeki bazı kişilerin o gece bu hırsızlığa karıştığını doğrular.

Kopan kafalardan sadece biri 1848’de Ayasofya temizliğinde bulunmuştur ve bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndedir. Diğer ikisi ise 326 yıldır hâlâ kayıptır.
3. Örme Dikilitaş (Konstantin Sütunu): Yağmalanan Altın Kule
Meydanın güneyinde yer alan ve kaba taşlardan örülmüş gibi duran bu sütun, aslında tarihin en görkemli yağmalarından birinin şahididir. Kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, milattan sonra 10. yüzyılda İmparator VII. Konstantin tarafından büyük bir restorasyondan geçirilmiştir.

Rodos Kolosu’na Meydan Okuyan Anıt
Mermer kaidesindeki 6 satırlık Grekçe kitabede, bu taşın orijinalinde nasıl göründüğü açıkça yazmaktadır:
“Bu dört köşe heybetli anıt, zamanla harap olmuşken şimdi İmparator VII. Konstantin tarafından yeniden ayağa kaldırıldı. Rodos adasındaki o devasa Kolos anıtından daha azametli görünsün diye üzeri tamamen bronzla kaplandı.”
Anıtın üzerindeki o yüzlerce delik, taşların hatası değildir. O deliklerde, anıtın dış yüzeyini tamamen kaplayan, üzeri altın yaldızlı ve kabartmalı bronz levhaları tutan dev çiviler çakılıydı. Güneş vurduğunda tüm meydanı aydınlatan bu altın kule, 1204 yılındaki 4. Haçlı Seferi (Latin İstilası) sırasında şehri yağmalayan Haçlı askerleri tarafından söküldü. Bizanslı tarihçi Nikitas Honiatis‘in aktardığına göre, levhalar eritilerek paraya dönüştürüldü.

Evliya Çelebi, bu sütunu On İkinci Tılsım olarak kaydeder ve tepesindeki mıknatıs benzeri bir mekanizma sayesinde şehri depremlerden koruduğunu yazar.
Sonuç: Efsanelerin Arkasındaki Maddi Tarih
Sultanahmet Meydanı’ndaki bu üç taş; Mısır’ın hiyerogliflerini, Pers Savaşı’nın eritilmiş bronzlarını ve Haçlı istilasının yağma izlerini taşır. Halkın bunlara “tılsım” gözüyle bakması, aslında bu devasa mühendislik ve lojistik başarıların karşısında duyulan hayranlığın bir sonucudur. Bugün geriye kalanlar, efsanelerden çok daha büyük bir dünya tarihinin fiziki vesikalarıdır.
Yazarın Notu: Tarihe Nereden Bakıyoruz?
Sultanahmet Meydanı’ndaki bu üç anıt, çoğumuz için sadece dekoratif birer mimari nesneden ibaret. Ancak belgelerin ve kroniklerin derinliklerine indiğimizde, karşımıza halk efsanelerinden çok daha büyük bir lojistik mühendislik, küresel güç savaşları ve hatta çözülmemiş polisiye vakalar çıkıyor.
Ben bu çalışmayı hazırlarken kulaktan kulağa yayılan anlatıların cazibesine kapılmak yerine, madalyonun diğer yüzündeki somut gerçekleri aramayı tercih ettim. Çünkü bu taşların katmanlarını kazıdıkça görüyoruz ki, asıl değer mucizelerde değil; insanlığın bu taşlara kazıdığı ortak, yazılı mirasta gizli.
Meydandan bir sonraki geçişinizde bu üç anıtın yanından sadece birer kalıntı gibi geçmemeniz, arkalarındaki binlerce yıllık somut yaşanmışlığı hissetmeniz dileğiyle.
Sultanahmet Meydanı Tılsımlı Taşları’na Nasıl Gidilir?
Sultanahmet Meydanı’ndaki tılsımlı taşlar (Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Dikilitaş), Fatih ilçesinde, tarihi yarımadanın merkezinde yer alır. Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Yerebatan Sarnıcı’na komşu olan bu anıtlar, İstanbul’un ulaşımı en kolay ve en düzenli tarihi noktalarından biridir. Eminönü, Beyazıt ve Aksaray hattı üzerinden rahatlıkla erişilebilir.
🚢 Vapur ile: Şehir Hatları vapurlarıyla Anadolu Yakası’ndan (Kadıköy veya Üsküdar) Eminönü ya da Sirkeci iskelelerine ulaşabilirsiniz. İskeleden sonra iki seçeneğiniz var:
- T1 Tramvay hattına aktarma yaparak 3 durak sonra Sultanahmet’te inebilirsiniz.
- Ya da Sirkeci/Eminönü üzerinden Gülhane Parkı tabelalarını takip ederek, yaklaşık 15-20 dakikalık tarihi bir yokuşu yürüyerek meydana çıkabilirsiniz.
🚇 Metro ile: M2 Yenikapı – Hacıosman Metro Hattı’nı kullanarak Vezneciler istasyonunda inebilirsiniz. Buradan çıktıktan sonra:
- Yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüşle Beyazıt Meydanı üzerinden Divanyolu Caddesi’ni takip ederek taşların olduğu alana ulaşabilirsiniz.
- Dilerseniz istasyon çıkışından kısa bir yürüyüşle T1 Tramvay hattının Laleli-Üniversite durağına geçip tramvayla da meydana gelebilirsiniz.
🚆 Marmaray ile: Marmaray’ı kullanarak Sirkeci İstasyonu’nda inebilirsiniz. Buradan:
- İstasyonun “Cağaloğlu/Sultanahmet” çıkışını kullanırsanız, yüzeye çıktığınız andan itibaren sadece 10 dakikalık bir yürüyüşle kendinizi doğrudan meydanda ve anıtların karşısında bulursunuz.
- “Sirkeci Garı” çıkışını tercih ederseniz, hemen önündeki T1 Tramvayı durağına geçiş yapabilirsiniz.
🚋 Tramvay ile (En Pratik Yol): T1 Bağcılar – Kabataş Tramvay Hattı ile Sultanahmet Tramvay Durağı’nda inebilirsiniz. Sonrasında:
- Durakta indikten sonra sadece 2 dakikalık düz ayak bir yürüyüşle Sultanahmet Parkı’nı geçebilir ve Dikilitaş, Yılanlı Sütun ile Örme Dikilitaş’ın yan yana sıralandığı antik Hipodrom alanına ulaşabilirsiniz.
🚗 Özel Araç ile: Tarihi yarımadaya özel araçla gelmek isterseniz sahil yolu (Kennedy Caddesi) üzerinden Çatladıkapı tabelasını takip ederek Sultanahmet yönüne çıkabilirsiniz. Ancak:
- Bölgenin büyük kısmı yayalaştırılmış alandır ve araç girişine kapalıdır.
- Sokaklar dar, turistik yoğunluk fazla ve park alanları (İSPARK dahil) oldukça kısıtlıdır.
- Bu yüzden özel araç yerine tramvay veya Marmaray kullanımı çok daha zahmetsiz olacaktır.
Not: Güncel toplu taşıma saatleri ve hat bilgileri için İETT’nin resmi sitesini ve İstanbul Metro web sitesini kontrol edebilirsiniz: iett.istanbul
Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Sen Ol.